tunik elbise ve ahilik ile insan

tunik elbise ve ahilik ile insan

 adaletli olması, ama yasaya uygun olan adaletli olmaması; olanı düzelten adaletli olmasıdır(..).
Ve doğrunun özü şudur; Genel olması nedeniyle yetersiz kaldığı sayı düzeltmek O halde doğrunun ne olduğu, adaletli olduğu ve letten daha iyi olduğu açık. Bundan da doğru kişinin kim olduğu belli^*^ böyle şeyleri tercih ederek yapan ve yasa ona yardımcı olduğu haldeoi^ yönde adaleti harfi harfine yerine getirmeyen, daha azıyla yetinen sandır. Bu huy ise doğruluktur, yani bir tür adalettir ve ondan farklı olı ^




Söylediklerimizden, birinin kendi kendine haksızlık edip açığa çıkıyor. Nitekim adaletli şeylerden bir kısmı tüm erdeme uygun rafından belirlenmiş olanlardır; örneğin yasa kendini öldürmeyi buyunjj^ teşvik etmediklerini ise yasaklar(..).
Ayrıca isteyerek haksızlığa uğramak olanaklı olmuş oluyor. Bunlajjj^ olarak, haksız eylemler yapmaksızın hiç kimse ‘haksızlık’ yapmaz;!
kendi karısıyla ‘zina’ yapmaz, kendi evini ‘soymaz’ ya da kendine ait ‘çalmaz’ (..). Böylece adalet ve öteki karakter erdemleri konusunu da bu5^
de belirlemiş olduk”f203)
İSA’NIN DOĞUMUNDAN, TARİHÖNCESİ’NE;
AHİLİK YILDIZININ PARLADIĞI BAZI ANLAR mjLÜ BİLGE SOLON; KROİSOS (KREZÜS: KARUN) VE KYROS (KURUŞ)
Lydia’da Krallığm, Heraklesoğullanndan;
Kroisos’un Atası, Daskylos oğlu Gyges’e Geçişi
Eski Yunanlılar’ın “Yedi Bilge”sinden, Solon’un; adı “Karun” olarak ünlenmiş olan çok zengin Lydia Kralı Kroisos (Krezüs) ile pek bilinen ^diıuşması ve Kroisos'un; Pers Kralı Kyros (Kuruş: Keyhusrev)’dan aldığı çotpahalive tehlikeli dersi; “Tarihin Babası” Herodot’un bırakmış olduğu fsfrdenöğrenmiş bulunuyoruz. Herodot, olayı şöyle anlatıyor:
•‘6. Kroisos doğuştan Lydia’lıydı, güneyden girip Syria ve Paphlagonia jrjsından akan ve Karadeniz denilen denizdeki Boreas rüzgârı yöresinde son İmlanHalys ırmağının beri yakasındaki ulusların lyran’ı olan Alyattes’in oğluydu!..).
7,HaaklesoguUan’nın elinde bulunan devlet, Mennnad’lar denilen Kroisos soyımun eline geçmiş zamanla ve bakınız bu nasıl olmuş. Yunanlıların Myrsi-losdedikleri Kandaules adında bir kral vardı, Sardes kralıydı ve Heraklesoğlu Alkaios soyundan geliyordu(..).
8.İşte bu Kandaules karısına sevdalıydı(..). şunu da söylemek gerekiyor ki, isterleri arasında en çok hoşlandığı bir Daskylos oğlu Gyges vardı(..).
Sonunda bir gün Gyges’e şunları söyledi: ‘Gyges, karımın ne kadar güzel dduğunu söylediğim zaman pek inanır görünmüyorsun. O halde onu bir de çı-nlçıplakgör’. Öbürü karşı koydu: ‘(..). Efendimin karısını çırılçıplak seyretmek olur mu?(..)’.
9.(..). Ama Kandaules şöyle cevap verdi: ‘(..). Yattığımız odanın kapısının arkasına gizlerim seni, benden sonra o da gelir yatmak için. Kapının yanında bir koltuk vardır, üstündekiler) birer birer çıkarıp oraya koyar, sen de onu kolayca görürsün(..). Yalnız dikkat et, kapıdan çıkarken seni gömıesin’.
10.Öbürü baktı ki kurtuluş yok, ‘Olur’ dedi. Kandaules yatma zamanı geldiğine hükmedince Gyges’i odaya götürdü, hemen arkasından kadın da geldi, içeri girdi, soyundu, Gyges hayran seyrediyorduk..). Ama kadın gördü onu çı-üıken. Bu işin kocasının başının altından çıktığını sezinlediği için hiç ses etmedi,!..) ama bunu Kandaules’e ödetmeyi koydu aklına(..).
Ama sabah olunca en güvendiği adamlarını ayırdı, onlara görevler verdi ve feinigönderip Gyges’i çağırttık..). Karşısına çıkınca kadın ona şunları söyledi‘Senin için iki yol var Gyges, birinden birini seçebilirsin,(..). Ya Kandaules’ı
gönnemen gereken şeylere bir daha gözlerini kaldımıama?iç*^>iı>„ ölmeye hazır ol(..)’.
12. Kadın eline bir hançer tutuşturdu, gene o kapının ari;. ve Kandaules uyuyunca, ses çıkarmadan yanaştı ve vurdu. Gyges’in oldu-(..).ğlu Ardys için tek şey söyleyeceğim,] aldı ve Miletos üzerine asker yolladı(..).
16.Ardys kırk dokuz yıl başta kaldı, yerine geçen oğlu Sadyattesa yıl kaldı ve ondan sonra Alyattes geldi. Bu, Med’lerden Delokessoyuı^ Kyaxares’e karşı savaş açtı, Kimmer’leri Asya’dan sürdü, İzmir’i, ki Kolo^ oraya bir koloni göndermişti, ele geçirdi (..).
26. Alyattes ölünce krallık, o zaman otuz beş yaşında olan oğluKıoisu^ geçti(..). Günler günlere katıldı, Halys ırmağının beri yakasındaki ufey Kilikia ve Lykia’dan gayri hepsi boyun eğmiş, Kroisos’un egemenliğini mışlardı; bunlar: Lydia’lılar, Phrygia’Iılar, Mysia’hlar, Mariandyn'j;, Khalyb’Ier, Paphlagonia’hlar, Thrak’Iar, Thyn’ler, Bithynia’lılar veKaı\ lon’lar, Dor’lar, Aiol’lar, Pamphylia’lılardı.
Solon Seyahate Çıkıyor, Kroisos’a Konuk Oluyor. Kroisos Solon’a; “Mutlulukta Herkesi Aşan Birine Rastladın mı?” Dij#
29. Bu uluslar baş eğmişler ve Kroisos’un Lydia imparatorluğuna katılıp, lardı ki, o zamanlar işe yarar diye bilinen ne kadar adam varsa Yunanistan’da,!) böyleleri hep oraya koşarlardı, zenginliğin en üst noktasına varmış olan Saıdes't üşüştüler, (ünlü Bilge ve Ahice yaşamış olan; sg) Solon da bu arada Sardes'eg len AtinalIlar arasındaydı.
AtinalIlar onun kendilerine yasalar yapmasını istemişler, o da bu yasal® yayımlamış, sonra dünyayı göreceğim diyerek, on yıllık bir yolculuk içinde nize açılmıştı. Aslında kendisini, koyduğu yasalardan herhangi birini kalda maya zorlamasınlar diye gidiyordu, çünkü Atina halkı bunu kendiliğindenyt pamazdı, Solon’un yasalarını on yıl uygulamak için büyük yemin vemişli, 30. İşte bu önemli nedene başka yerleri görme isteği de katılmış, Soloı yurdundan ayrılmış, Mısır’a, Amasis’in yanına gitmişti, ve en son Sardesi Kroisos’un yanına geliyordu. Orada kralın konuğu oldu sarayda, üçüncüya( dördüncü gün, Kroisos’un buyruğunu alan adamlan Solon’a hâzinelerigfai diler, üstün ve görkemli şeyler gösterdiler.
örüp iy'^ inceledikten sonra, Kroisos ona şunu sordu: ‘Atinalı, olarak sana bunca ülkeyi gezdirten meraklı tı^ ve bilgeli|inûı ününü birçok kez biz de duyduk, bundan ötürü isteği uyandı bende, acaba mutlulukta başka herkesi geride
l/^jf^^ıaseyf^rasüadmm?’
^^ı.yyordu, çünkü kendisi bu adam olmakla övünürdü bütün talihli ama Solon, ona yaranmayı akhna bile getirmeden ve yalnız li^erek: ‘Atinalı Tellos’u gördüm,’ dedi. Bu cevaba şaşıran
I sordu; ‘Tellos’u niçin bu kadar talihli sayıyorsun?’.
dedi Solon, zengin bir ülkede yaşıyordu, güzel ve erdemli çocuk-ve evinde başka çocukların da doğduklarım ve hepsinin de üstelik bizde talih bakımından gerekli olan geniş bir |.j)ıatlığı da vardı, ama asıl şu ki, ömrü parlak bir sonla taçlandı, “"^jjılann komşu kente karşı verdikleri bir savaşta, Eleusis’te yurdunu t^urken ve düşmanı önüne katıp kovalarken buldu ölümlerin en güzelini ^jinulılar ulusal tören yaptılar onun için, düşmüş olduğu yerde ve onu çok
! 31, Solon'dan Tellos’un mutluluğunu dinlemekten usanan Kroisos, sonra kim gelir senin bildiğin?’ diye sordu, çünkü hiç olmazsa ikin-|5j(ikendisine geleceğinden hiç şüphesi yoktu. ‘Onlar, dedi Atinalı, Kleobis jjBiton’dur. Argos soyundan olurlar, namuslarıyla yaşayacak kadar fjtlıklıydılar, kollan da güçlüydü, işte bak büyük yarışmalarda kazandıkları (jjiilleıden başka, bir de şunu anlatırlar onlar için;
Argos’lular Hera onuruna bir bayram kutluyorlardı; analannın bir arabayla lapınaga kadar getirilmesi gerekiyordu ve öküzler istenildiği saatte tarladan dönmemişlerdi; geç kalmaktan korkan gençler, kendileri girdiler boyunduruğa ve arabayı çektiler; arabanın üzerinde anaları vardı, ve gık demeden kırk beş südyon boyunca onu taşıdılar ve tapınağa getirdiler. Orada bulunan bütün I iMÇ sahibi kişiler bunu gözleriyle gördüler, bundan başka bu davranışlan ; ölönılerin en tatlısıyla taçlandırıldı. Tanrı onlara insan için ölümün yaşamakla] daha iyi olduğu yeri gösterdi(..).
Argos’lular onlarm heykellerini yaptırdılar, üstün ve yüce kişiler sayarak Mphoi'ye sundular’.
32, Solon, böylece, ikinci sırayı da bu genç adamlara vemıiş oluyordu, iıraisos ölkelendi: ‘Atinah yabancı, dedi, ya biz, bizim mutluluğumuzu sen lıi(«mi sayıyorsun ki bu basit insanlan koyuyorsun ikinci sıraya?’
-‘Kroisos, dedi Solon, sen tanrının insanlara karşı ne kadar kıskanç olduğunu ve ona hiçbir zaman güvenilemeyeceğini bilen bir kişiyi sorguya ftkiyorsun. İnsan bir ömür boyunca, görmek istemeyeceği çok şeyi görebilir, çok eziyet çekebilir. Ben aşağı yukarı yetmiş yıl sayıyorum insan ömrünü (..). k'ebüiun bu günlerde, ki hepsi yirmi altı bin iki yüz ellidir ve yetmiş yıla denk
gelir, kesin olarak bir tek olay yoktur ki bugünkü yarınkine ben ey Kroisos, insan için yalnız talih ve talihsizlik vardır
Ama ölmeden önce, dilini tut, mutludur demek için acele etme lihli de, o kadar Her şeyin sonuna bakmalıdır; lann çok insana yem olarak sunar, soma da çeker alır elinden’.
33. Bence bunlar, zaten Atinah’ya pek değer vermeyen Kroisos' na gidecek sözler değildi ve bu, eldeki şeyleri hor görüp, her şeyin bakmayı öğütleyen dar kafalı adamı kapı dışarı etti.
I kendisini insanların en mutlusu saydığı için. Solon gider gitmez bir rüy; f uykusuna, oğlunun başına gelecek belâyı gösterdi ona. İki oğlu vardı;
radantn gadrine uğramıştı, dilsizdi; öbürü her bakımdan yaşıtlannınçoköu|
Ide gidiyordu; adı Atys’ti. Rüyanın Kroisos’a gösterdiği oydu, ucu deraidii,, kargı ile vuruluyordu(..).
35. Oğlu evlenme törenleriyle uğraşırken, bir adam geldi Sardes’e,^ rin kurbanı olmuş, eli kana boyanmıştı. Doğuştan Phrygia’lıydı, kralso^n;, dandı. Kroisos’un sarayına geldi ve oranın töresince annma dileğindebuljj du(..). Törenden sonra Kroisos, nereden geldiğini ve kim olduğunu sordu ma: ‘Kimsin, dedi, Phrygia’nm neresinden geliyorsun benim çatımın altıra Öldürdüğün adam ya da kadın kimdir?’
-‘Ey kral, dedi Phrygia’lı, adım Adrastos, Midas’ın oğlu Gordiasbabjt olur; kardeşlerimden birini öldürdüm istemeyerek ve işte babam her şejut elimden alıp beni kovdu’. Kroisos ona dedi: ‘Hatınm saydığım kişilerinojlı dostlar arasına geldin; bizim yanımızda kalırsan hiçbir eksiğin olmaz. Uğrat ğm felâkete katlan, sabret, senin için en iyisi budur’.
36. Bu adam böylece Kroisos sarayına yerleşti. O sıralarda Mysia’a Oiympos dağı yörelerinde azman bir yaban domuzu türemişti;(..). Sonra Mysia elçileri gelip Kroisos’a baş vurdular ve dediler: ‘Kral, bir yabandoı zu azmanı türedi bizim oralarda; ekinimizi bozuyor, çok uğraştık yakalaya dik. Şimdi senden dileğimiz, oğluna ve yiğitlerine buyur, köpeklerini alıp sinler, bizi kurtarsınlar’. Dilekleri buydu(..).
Ama Kroisos’un oğlu geldi üstlerine, dileklerini işitmişti; öbürleriyle ber kendisinin de gitmesini istemeyen babasına: ‘Baba, dedi, benim en' iki işim av ve savaş, bana değer sağlayan işlerim bunlar, işte şimdi bunl na yasak ediyorsun, beni kilit altına alıyorsun;(..) dediğini yapmamınni rekli olduğuna inandır beni’.
38. Kroisos şöyle cevap verdi;(..). Böyle davranmamın nedeni şu ki da biri göründü gözüme, bana senin günlerinb^|^dığını söyled demiriyle öleceksin(..)’.
Aon
Genç adam, hemen; ‘Haklısın baba,’ dedi, ‘böyle bir rüyadan sonra
^^onımakta; ama seni şaşırtan ve yanlışlığa düşüren bir nokta var,(..). î^nıki insanla dövüşmeyeceğiz, bırak beni gideyim’.
‘Oğlum, dedi Kroisos, bu rüya için söylediklerin doğru. Bunun için
nrnclancayıyorum ve sana bu ava katılman için izin veriyorum’. Bu söz-^ 5Öyledil;ten sonra Phrygia’lı Adrastos’u çağırttı ve huzuruna getirilince: !d0ios, dedi, kötü bir iş gelmişti başına, seni bundan arındırdım, yanıma ^jını, geçimini sağladım; pekâlâ...(..). Oğlum ava gidiyor, yolda(..) size jdınnak isteyebilirler, o zaman oğluma göz kulak olacağına söz ver (..)’.
42.‘Kral, diye cevap verdi Adrastos, aslında böyle av partilerine l,jiılıtıanı(..). Ama mademki sen istiyorsun, ve ben de seni kırmamak zorun-ıjjyım (çünkü iyiliğini gördüm) işte hazırım: Bana emanet etiğin oğlun, l^onıyucusunun elinden geldiği kadar, kazasız belâsız dönüp gelecektir, bana güvenebilirsin’.
43.Oiympos dağına vardıklarında bir sürek avı yaptılar; hayvan yerinden uğratıldı, avcılar çevresini sardılar, kısa kargılarını üstüne fırlatmaya başladılar. İşte o arada bu yabancı da, işlediği cinayetten elleri arınmış olan adam, kaderin hışmına uğramış olan Adrastos, o da attı kısa kargısını domuza rast geüremedi, ve Kroisos’un oğlunu vurdu; kargının ucu saplandı ve rüya böylece gerçekleşmiş oldu(..).
44.Bu ölüm Kroisos’u altüst etti; ama onu asıl sarsan, ellerini işlediği cinayetten kendisinin anndırmış olduğu adamın yapmış olmasıydı bu işi. Böyle birraslantıyı aklı almıyordu, gücenmişti, arındıncı Zeus’a sesleniyor, onu konuğu olan adamın yaptıklarına tanık tutuyordu; ocak tanrısına sesleniyordu, dostluk tannsına (yani gene hep Zeus, öbür adlarıyla), ocak tannsma, çünkü sarayına kabul etmiş olduğu, bilmeden kamım doyurduğu bu yabancı, oğlu-nunkatili olmuştu, dostluk tannsma, çünkü oğluna koruyucu olarak verdiği bu adam, onun kanh düşmam olmuştu.
45.Lydia’lılar ölüyü getirdiler; katil arkalarından geliyordu(..). Kroisos, ocağmı söndüren felâkete rağmen, bu acı sözler karşısında Adrastos’a acıdı ve ona: ‘Konuğum, dedi, senin kendi ölümünü istemen benim öcüm için yeter(..).
-Kroisos oğlunu törelere göre gömdürdü. Gordias’ın oğlu, Midas’ın torunu, önce kardeşini, sonra da elindeki lekeyi temizleyen adamın oğlunu öidüraıüş olan Adrastos, ölüm anıtmın çevresinden el ayak çekilince, kendisini dünyadaki insanların en mutsuzu saydığı için, mezarın üstünde vurdu kendisini öldürdü.
Kroisos, Kyros’a Savaş Açıyor
46.Kroisos iki yıl acısının üstüne kapandı, oğlunun ölümüyle açılan boşluğun acısını çekiyordu. Sonra Kambyses oğlu Kyros un Kyaksares oğlu Astyages’i bozguna uğratması ve Pers ulusunun kalabalıklaşması ona yasını.tunik elbise