tunik elbise ve ahilik ile insan konular

tunik elbise ve ahilik ile insan konular

 Türkiye’de faaliyet gösteren, “Kitabı Mukaddes Şirketi” ile Yen v Yaymlan”nın, Kitab-ı Mukaddes’in 2001 yılında,‘‘KUTSALKİTAP^^ Yeni Antlaşma (Tevrat, Zebur, İncil)” adıyla yaptıklan son basımın
Bu yetkili ve sorumlu kuruluşun yaptığı ve buraya aldığımız açıkla^^ konumuz bakımından önemi şurada ki; “Kutsal Kitap’m gönderildiği de” denmiyor; “yazıldığı dönemde” deniyor. Buna göre, demek oluyor ki; ^ı, sevîlik ve Hristiyanlığın ülkemizdeki yetkili ve sorumlu temsilcileri de; “Alman Protestan Kilise Komisyonu” ve “Özgür düşünürler” gibi; “KutsaUj tap”m, “gökten inmiş olmadığım, binlerce yıl içinde yavaş yavaş geli^^ son şeklini tdmış olduğunu” kabul ve ilân ediyorlar!..
Kutsal Kitap”ın, konumuz olan, Türkiye’deki 2001 tarihli son basıma, da; genellikle her Bab’ın başında ve ayrıca bazı Baplann aralanndı metni günümüz diline aktaran Kurul’un koyduğu bazı kısa açıklamalarva Biz ilkin, bu açıklamaları çok olumlu karşıladık. Gerçekten bu açıklamalar, okuyucu için son derece yararlı olabilirdi.
Fakat çalışmamız ilerledikçe, kâh üzülerek, kâh anlamaya çalışarak,talim fat diye gördüğümüz şeyin, tarihten beri gelen yerleşmiş bir yönlemdenikn geldiğini düşünmeye başladık. Asıl konumuz Tevrat incelemesi olmadığış-bi, kitabımızın hacmi bakımından da elimizden geldiğince yorum, değeriea dirme ve eleştiri yapmaktan kaçınmakla birlikle, az da olsa bazı yerlerde yorum ve eleştirilerimizi belirtmekten geri duramadık.
Gerçekten, buna “Tahrifat” mı, yoksa, “Özgür düşünce” mi demeli?Bizde “Özgür düşünce” den yanayız, ama, böyle bir düşünce bile, değil Tann’mı başka bir insanın eserine dahi müdahale edemez, etmez de. Din kitabı tahlil mi ediliyor; yoksa, o Kutsal kitap, baştan beri böyle insanlarcayazdmışvegeliştirilmiş de, şimdi de öyle mi yapılıyor? Bize göre, olayın bu ikinci şık olduğu açık seçik görünüyor. Öteyandan, halk arasında pek sağlam olmayanbit şey yapıldığında, Yahudi dininden sağlam oldu” yolundaki yan şaka yan ciddî sözün söylendiğini de ister istemez
jat’ın Vahiy olmadığı görüşü; yeni çeviriyi yapan Kıı-kitap ya da bölümlerin başlarına konan açıklamalarla da doğru-İlkin. bütün “Eski Antlaşma”, tümü denebilecek kadar, birçok ye-; Tarih! Sonra, sorumlu yayıncılar tarafından; örneğin, “Mezmur-
li^^bının başına konmuş olan, “Giriş”te, şu açıklamalara da yer verilmiş: '^^Mezmurlar (Zebur diye de bilinir) İlâhî ve dua kitabıdır. Uzun bir süre .u faiklı yazarlar tarafmdan yazılmıştır. İsrailliler bu dua ve İlâhileri ken-^^mmalannda kullanıyorlardı Bu dualar kişi ve ulus adına edilirdi '*'( ııiıurlar şiir kitabıdır. İbrani şiirinin en belirgin özelliği paralelizmdir (..).
34,37,111,112, 119 ve 145. mezmurlar akrostiş biçimde yazılmıştır.
gayetler sırasıyla İbrani alfabesinin harfleriyle başlar”.
Şimdi, biz ne diyeceğiz? Evet, Incil’lere; insanlar tarafından yazıldığını bi-bildiğimiz anlamıyla Vahiy diyemeyiz. Ama onda; Vahiy olan hiçbir
yok,diyebilir miyiz? Keza, Tevrat ve Zebur da. Peygamberler, insanlar ta-Jjfından yazılmış; ama onlarda da; Vahiy olan bir şey yok, diyebilir miyiz? gjj,kendi payımıza söyleyelim: Uz. İsa’nın söyledikleri, büyük çoğunluğu ile vjbiy idi. Tevrat ve Zebur da; yine büyük çoğunluğu ile. Peygamberlerin Tan-jj’jan aldıklan sözler idi.
Burada, Kur’an’daki anlamında vahiy ile kuşkusuz bir fark var. Kur’an, bir iffPeygamber’e, Hz. Muhammed’e vahyedilmiş. Buna karşılık, Tevrat ve Ze-tıur; birçok peygambere ve tarih içinde, çok değişik zamanlarda vahyedilmiş. Bilimsel araştırmalar; edebiyat, diyormuş. Edebiyatta da, vahiy bulunamaz mı? Bize göre, sorun işte bundan ibaret.
Şunu da ekleyelim: Biz, İlham ile Vahiy arasında, öyle mutlak, büyük bir fark görenlerden değiliz. Salt Teist açıdan bakarsak: Allah, Kadir-i mutlak deşil mi? Bunların arasına büyük bir fark da koyabildiği gibi, aradaki farkı sıfıra da indiremez mi? Kuşkusuz “kadir”dir; indirir.
Özellikle bu konuda; Ateizm ile bir işimiz olamaz.
Ama, yine özellikle Vahdet-i Vücutçu, Panteist açıdan baktığımızda ise; Tann ile bir değil miyiz? O zaman da; İlham ile Vahiy arasında, aşılmaz Çin duvarlan kalabilir mi? Herhalde kalmaz ve sorunumuz çözülür. Filozof Spino-za. Panteist olduğu halde bunu neden söyleyemiyor? Ama onun, o kadar mücadelesi karşısında saygısızlık edemeyiz. O mücadeleler olmasa, biz bugün bunlan söyleyebilir miydik; N. Hikmet’in “Sen yanmazsan, ben yanmazsam...” dediği gibi: onlar yanmasa, nasıl çıkardı, karanlıklar aydınlığa?..
Bu konuda son bir söz daha. “Eski Antlaşma” (Eski Ahid)’de Vahiy soru-nu’nun; çağımızda, bu çağın bir insanı olarak, bizim baktığımız açıdan bu ele almışı; bir yanı ile Gayb’e ait olan bu konunun, insan aklı ile biraz daha anlaşılmasına bir katkı da olabilir. Böyle düşünüyor ve konu üzerinde böyle bir .so-nımluluk ile duruyor ve onu; çağımızın özgür düşünceli ve sorumluluğunu bilen ilâhiyatçılarının: teologlarının dikkatlerine sunuyoruz.
'lemil Meriç, “Işık Doğudan Gelir”de şöyle devam ediyo, ✓kucakladığı kitaplar bütün olarak ikiye aynlır. (I) Eski Ak S Ahid. Eski Ahid başlığı etrafında kümelenen irili ufaklı risaleler^ Yeni Ahid ise 27 adet risalenin bütününe verüen addır. Dem aşağı yukarı 66 risaleyi kucaklamaktadır. Bu risaleler çeşiDj 'X ayıklanmış ve kilise tarafından muteber sayılanlarına Kanon adı Kiliseden kiliseye değişen bu Kanon’lann herkesçe kabul edilmiş mevcut değildir.
Kısaca Hıristiyan Bible’nin en az dörtte üçü, ilk hristiyanlardanbe^j, Ahid diye tanınan Yahudilerin kutsal yazılandır. Eski Ahid’de Rab üç ^ sevgili kavmi İsrail’in münasebetleri anlatılır.
Yeni Ahd’in konusu ise Hz. İsa ile havarileridir.
Yahudiler, Mukaddes kitaplannı 3 bölüme ayınrlar; 1- Pemaiöt ı.
Nebiler (Peygamberler; sg), 3- Hacıyografya.
Pentatök, Yeşu’nun kitabıyla beraber (Hexateuch) İsrail’in nasıl mültı haline geldiğini ve mev’ud (Tann’nm va’dettiği; sg) toprağı nasıl elinegett. diğini anlatır.
Nebüer, İsrail’in Arz-ı Mev’ud’daki (Va’dedilen Yer’deki; sglya^a^ışu anlatmağa devam eder. Krallığın kuruluşunu ve gelişmesini tasvir efe Kavme, Nebilerin mesajını sunar.
Hacıyografya veya ‘Yazalar’, kötülük ve ölümün varlıklar zinciri içıfe nasıl bir yer tuttuğunu anlatır.
TARİHÎ YAZILAR
‘Bible’de ilk karşılaştığımız, uzun bir kitaplar dizisi. Konu; Dünyanınve başlangıcından Babil esaretine kadar İsrail kavminin tarihi. Bu kitapta başlıcaları: Tekvin, Çıkış, Leviler, Sayılar, Tesniye, Yeşu, Hâkimler, Samfe (I ve 2) Krallar (1 ve 2). İlk beş kitap: Pentatök. Bundan sonraki dörthtap Nebiler (eski nebiler)(..).
İsrail oğullan, Musa ve Yeşu başkanlığında Filistin’e yerleşmiştir. Ama toprağın eski sahibi olan Kenanîler, istilâcılara karşı direnmektedir. Kenaa hükümdarları pes demiş. Ama İsrail kabilelerini daha büyük bir tehlike ki liyor; Filistenler. Yahudiler, bir kralın buyruğu altında toplanmak zorundalar Yahve’nin emriyle Nebi Samuel, İsrail’in ilk hükümdannı seçer. SaûlÖnce zafer, sonra bozgun. Saûl’ün üç oğlu savaşta ölünce kendi de canına kıyar
T vud saltanatın menkıbelerini kaleme
I ^^ndirir kâtipleri. Davud’un hayat hikâyesini çok canlı olarak niDİerden biri. İbrani vakanüvisliğinin en parlak örneği. Davud,
karşiai'zda. Kumandanlaıından birinin dilber karısı Betsabe’yi ' "'*'son çevirisinde; Bet-şeva’yı; sg) yıkanırken gören kral, kadına
Betsabe’yi gebe bırakır, kocasını da savaşta öldürtür (..).
’ öiTirii çeşitli nikbetler (nekbetler: talihsizlikler; sg) arasında sona yerine Süleyman çıkar tahta(..).
KRALLAR DEVRİ
ı|^fıisa’nın buyruğu altında Mısır’dan ayrılan İbranî kabileleri ‘Vaad edilen ■ ^’ı fethe gidiyordu. Çölü geçtikten ve Ürdün’ün doğu bölgesini aştıktan i ,ura Filistin’i kuşattılar. Bible’e göre 12 olan bu kabileler kırsal bölgelere "rleytilet ve sadece birkaç kenti işgal ettiler. Musa’nın yerine geçen Yeşu, jefjcho'yu o sıralarda almış. Yahudilerin karşısında Kenanî’ler vardı. Kena-ji'lerin bozgununu önce katliamlar izledi, sonra kılıç artıkları yavaş yavaş Ya-lıödileştirildif..).
Yahudilerin sosyal ve siyasî müesseseleri doğrudan doğruya dine bağlıydı.
0 devirde ‘seçilmiş Kavim’in yaşayışında siyasî ve dinî fonksiyonlar bir-İjinndenaynlmamıştı. Tek otorite kaynağı Tann’nın iradesiydi. Savaşlann da lıiıicil: saiJd: din. Yahudiler hiçbir zaman kendilerine bir devlet kurmak isieıuediler(..).
En büyük tehlike dönemlerinde bütün kuvvet ‘hâktmler’in elindeydi. Bu lıâlmılerden ilki ve en meşhuru; Yeşu’dur. 13. asnn ikinci yansında Kenan fethini tamamladı ve Yahudi kavminin tarihinde mühim bir rol
)nadı(..).
Bu devir için elimizde tek kaynak var: Eski Ahd’ın hâkimler kitabı. ‘Hdmler Kitabı’ ne zaman yazılmış? Kestirmek güç. Bazı pasajları yorum-I Imak da çok nazik bir iş (meselâ Jefte’nin adağım bir insan kurban edümesi , ayabilir iniyiz?) (Görüyoruz: însanlann, hem de bazan yakılarak kurban I edilmesi; Tevrat’ta da var; sg) Samuel’in hikâyesi ‘Samuel Kitabı’nda anlâtıhyor ama kitabı yazanın Samuel olmadığı muhakkak. Kitap, Samuel’in doğuş yılı olan 1075, Davud’un saltanat zamanına rastlayan İ.Ö. 975’e kadar »eçen bir zamanı kucakhyor(..).
Monaışi İ.Ö. 20. asırlarda kurulmuş. Yahudiler ülkelerini birleştinnek ve ttûnıeti merkezileştirmek için bu yolu seçmişler. Eskiden aşiretler ve boylar İnlinde yaşarlarmış, her yerin bir özelliği vannış. Doğrudan doğruya Tanrı seçliği ve dini ayinlerde kutsandığı için halk üzerinde görülmemiş bir nüfuzu varmış kralın. Bununla beraber yeni yönetim de ciddî anlaşmazlıklara yol aç-mış(.,),
Yahudilerin ferdiyetçi mizacı yüzünden Juda’nın güneyindeki kabilelerle Filistin'in kuzeyindeki İsrail kabileleri birbirine düşmüş. Ama en vahim kan-
şıklıklar, rahipler sınıfıyla yöneticiler arasındaki anlaşmazlıkla Saûl, bu yüzden hapı yutmuş. Davud’Ia Süleyman rahipleri Saray, rak bu ikiliği ustaca önlemeğe çalışmışlar. Ama daha büyük güç|(,jjj^Sı: mış: halk, kralların açıktan açığa himayesine rağmen, dini ayaklanmış.
İsrail’i saf tektanrıcılık geleneğine döndüren peygamberler, bu c halletmek için ortaya çıktı. Nebîler kişisel dinin haklarım ve adaleıinj nunlarını tebliğ ettiler. Devletin temsilcisi sıfatıyla konuşan kral^^** olarak verdiği her kararı ve her idare-i maslahat teşebbüsünü eleştirdjij S
‘İnsanlığın İlmî ve Kültürel Gelişmesinin Tarihi’ batının bukonud^ı* ladığı son büyük eser. Hâkimler, Krallar devrini o eserin ikinci cildiiKjj^ tardık. Okuyucu, Davud ve Süleyman’ın krallığı ile Nebiler hakkındaltjL^ leri Dupont-Sommer’in incelemesinde bulacaktır. Biz, Pentatök içinsuıjj^ muz malumatı Britannica Ansiklopedisi’nin Pentatök maddesiyle tamajı,||
1)PENTATÖK:
‘Yunancası Penteuchos biblos’dan: 5 ciltlik kitap.
Eski Ahd’in 5 kitabına verilen isim: Tekvin, Çıkış, Leviler, Sayılar,Tesnijj. Musa’nın kanununu içeren bu 5 kitaba Tora da denilir. Pentatök, hikâyeleı^, oluşur. Bu hikâyelerin içine hukuk derlemeleri de katılmıştır(..).
PENTATÖK ELEŞTİRİLERİNİN GELİŞMESİ
Musevî ve İsevî gelenek 19. asra kadar, birkaç istisna bir yana, Pentaıökı Musa’nın eseri olarak kabul eder. Fransız doktoru Jean Astnıc l753'ıİ! Musa’nın, Tekvini iki kaynaktan derlediğini ileri sürmüştür. BunlardanbİIj^ de Tann’nm adı Yahve’dir, ötekinde Elohim. Astruc, Musa’nın yazarlığı ıs. selesine dokunmaz. Ne var ki kaynak eserlerin kıstası olarak Rabbin isimlen ni zikredişi Pentatök’ün edebî eleştirilerini hızlandınr ve 19. asır bilginlcıin bu konuya çeker.
Pentatök metninde karışık kaynaklardan derlenmiş olduğunu gösteraı özellikler vardır. Meselâ Nuh Tufanı., aynı eserin iki ayn rivayete dayandığını gösterir (gemiye alınan hayvanların sayısı, tufanın süresi, Nuh’un gemiyeilü kapıdan girişi..) İbrahim’in Hacer’i boşaması, Musa’nın çağmsı, bıldırcınle kudret helvası gibi mucizeler iki defa anlatılmıştır. Hattâ bazen üç ayn rivayetle karşılaşırız. Her birinin kendine göre kelime hâzineleri ve üslûpta vardır. Rab için ayrı kelimelerin kullanılışı da bu farklardan sadece bir üne sidir (..).
Konuya en büyük katkıyı Graf yapmıştır (1965). Bu zata göre ilk Hohacı metin elimizdeki metinlerin en yenisidir. Sürgün sonrasında kalemealınmıjlır Kudüs ruhanîlerinin eseridir. Wellhausen (1876-1901) bir dizi kitaplaparta
5İûpJa Graf/n faraziyesini hem bilginlere hem de kamuoyu-/srai/’in gelişmesini açıklayan bu nazariye terk edilmiştir, hakkındaki büyük buluşların ortaya çıktığı dönemin ordu Bu keşifler üstadın teorisini kabul edilmez hale getirdi
_ jjjçiıniyk belgeler teorisine göre Pentatök 4 belgeden oluşmuştur: l^^lge İ.Ö. 9. yüzyılda oluşmuş; Elobacı belge İ.Ö. 8. yüzyılda; ! (jayanan belge İ.Ö. 7. yüzyılda yazılmış; din adamlarının belgesi i menşece Jahuda’ya dayanır, Elohacı belge
1 friın’cidu'- İsrail’in ilk geleneklerinden kalan bu iki metin İsrail’in sonra (İ.Ö. 732) tek belgede kaynaştı. Tesniye, sürgünden sonra r0di Bütün bunlar, elimizdeki Pentatök’de rahiplerin yazdığı belge-;;yna5»(İ.Ö.400)(..).
Y0ECÎ GELENEK
Yihveci rivayetin edebî ifadesi Davud veya Süleyman devrine rastlaya-İsrail’in monarşi dönemindeki yeni birliğinin ve refahının dile getirilişi.. jjıjyei, Adem’in yaratılışıyla başlar(..).
Bible'deki teolojik fikirlerden bazıları kıssalarla anlatılmıştır: cennetten jonılma, Tufan, ilk insan, Sodom’un yıkılışı gibi... Rab, İbrahim’i ve onun joyıından gelenleri bağışlamıştır. İsrail de böylece insan olarak uğradığı lanetlen kurtulur. Ve Davud’un krallığı döneminde yaşadığı barış ve refah da I |)unun ispatıdır.
j ELOHAa GELENEK
fahveci gelenekle karşılaştınlırsa Elohacı gelenek bir çeşit gövdeye ben-rnükbilir. Elohacı gelenek İbrahim’le başlar. Kuzey kabilelerin kahramanı clffl Yakub’la Yusuf’u uzun uzadıya anlatır. Çıkış hikâyesi, Sina cemaati Efrinde toplanmıştır. Elohacı metinlerde Yahveci metinlerin canlılığı yoktur, îann anlayışı kaba saba bir antropomorfizm’den uzaktır. Yahveci’lerinki gibi İrfıkdöneminden kalma geleneklerin bir ifadesidir bunlarf..).
i Bu kaynağa daha çok tarihî yazılar adı verilir. Kâinatın yaratılışını tasvir ile başlar. Sun'î bir kronoloji şeması çizer. Üslubu kuru, sıkıcı ama kolay anlaşılır. Tarih, şeriat kanunlarına çerçeve
‘Nebîlerin eseri olduğu rivayet edilen kilablarda lUzumund-Kehanetlerin hangileri kime ait? Bilemiyoruz... Bütün nebîl'e''*^'^W almak fazla yer alır. En ünlüleri Amos’la Osee (Kutsal Kitab’ı^n V Türkçe çevirilerinde; Hoşea; sg), Vlll. asrın ortalarına doğru, kehanetleri Kuzey hükümdarlığında büyük akisler uyandırmış Kitab-ı Mukaddes’de kendilerine az yer ayrıldığı için küçük nebiler * fakat mesajları ve etkileri dikkate alınırsa, büyük Nebilerle (İ8ajj""\ Ezechiel) boy ölçüşebilirler.
Amos, profesyonel bir nebî değil. Yahuda çölünün çobanlannj^
Şöyle diyor; ‘Koyunlarla keçilerin arkasındaydım. Yahve bana,gitkj^\ rail’e kehanetlerde bulun diye emretti.’ Ve Amos çölü bırakıp insanlaı,^^ sına giiTniş.
‘Arslan kükreyince, herkes dehşet içinde kalır.
Rab Yahve dile gelince, kehanette bulunur herkes
Amos Samari’dedir. Samari, Kuzey hükümdarlığının başkenti.
yoksulları sömürerek refah içinde yaşamaktadır. Nebî köpürür ve Yahvej. gazabına tercüman olur; ‘Yakub’un kibrinden iğrenirim. Saraylan tiksiajjj beni... Şehri de, insanları da düşmana teslim edeceğim.’(..).
Yahuda’İl çoban, felâketler habercisidir; sürgün, kılıçtan geçirilme,54 edilme...
‘Ödün vermez bir geızetecinin ilk makalesini İsa’dan sekiz asır önce kaleme almış. Filhakika Amos, radikal gazetecilerin atasıdır. Amoskoıaşj. ken, dünyanın işittiği İlk halk hatibinin sesini duyuyoruz. Kenan’ı dinliydim.
Bethel’e gidip hükümdar aleyhinde vaizler döşenir. Haham,buküslalıli. ların sona erdirilmesi için hükümdarı uyanr. Ve Amos’a ‘defol buradan,4yı haykırır... Yahuda’ya dön. Kehanetlerini oraya sakla. Burasıhükümdannım bedidir.’ Amos, gururla cevap verir; ‘Benim işim nebîlik değildir,berabul keye Yahve gönderdi’ ve tehditlerini sürdürür. Güçlü bir hatiptir Amos (Dupont-Sommer, a.g.e.).
Asurilerin, Mısırlıların, Çinlilerin yazdıkları bütünüyle yalan, biiMik pohpohlayıcı. İlk defa olarak tedirgin bir vicdan sesini yükseltti (..). OMç sınırlı bir dünyaya seslenmektedir. Şam’la Tyr’i aşmayan bir dünya.Babyb rının kucakladığı bu minnacık bölgede, geniş bir korsanlık hüküm siiıiiysr herkesin herkesle savaşı, bir çeşit beyaz esk ticareti. Savaşçı kabileler,» la uğraşan kabilelere saldırıp erkek, kadın ne bulurlarsa tutsak ediyor,sonni Yunanlılara satıyorlar. Medeniyetin Akdeniz kıyılannda doğduğu bir düM Kölelerin çoğu İsrail’den sağlanmaktadır. Amos’un çığlıkları gideıeksHlkj yor:
‘Yahve Sion’da kükrüyor,/Kudüs’ten duyuluyor sesi,/Ağıllar göıyi içinde,/Carmel doruğu kurudu’.tunik elbise