tesettür ve felsefe toplumu konusu
Yargı yetkisi ne denli parçalanmış ve senyörün eij^ miş olursa olsun, yine de, halk ya da kamu hukul-uug^.’ mahkemelerine özgü hiçbir niteliğin feodal ı ya devam etmediğini düşünmek, vahim bir hata ( kat, bunların hiçbir yerde gözardı edilemez olan direnniti leri, ülkeden ülkeye büyük oranda değişiklik gösterdi, hv sıyla, şimdiye kadar yapılamamış olan ulusal karşıtlıklaı',. rinde çok daha açık bir biçimde durmamn zamanı geldi Özgünlüğü tartışma götürmez olan İngiliz evrimi, Fr.-Devled’nde yaşanan evrimle açık benzerliklere sahipti. 6c, da da, yargısal örgütlenmenin temelinde, jürisi özgiiı »L lardan oluşan mahkemesiyle birlikte yriizlüğün bulundujc. görürüz. Daha sonra, X. yüzyıla doğm, yüzlüklerin üıth yerli dilde shires denilen kontluklar kumimaya başlaâi konduklar, güneyde, daha geniş krallıklar tarafından yavajr, vaş yutulan Kent ya da Sussex gibi eski kraUıklannogiti etnik tesettür konduklar başiangiE idbaren ortalarında yer alan kaleleriyle birlikte, DanitmıL lar’la yapdan savaş zamanında yani daha geç bit tankK' daha keyfî bir biçimde yaraülmış İdarî ve askeri böigdai: başka bir şey değillerdi: Bu durum, ülkenin bu bö^K^-yer alan kontlukların çoğunun, kent merkeziyle aynı adı C; masının nedenini de açıklamaktadır. Artık shirt'm da s--adamlardan oluşan kendi mahkemesi vardı. Fakat, burada lükler üe kontluklar arasındaki yargısal yetki paylaşımı 1^ lenj İmparatorluğu’na göre çok daha bulanık bir bıçımdbölümlerine ya da ilk haliyle Doğu Anglia’nınitİE sim temsil eden “güney halkı” ve “kuzey halkı” anlannif len Suffolk ve Norfolk gibi, kumima aşamasındaki bitü içinde kendiliğinden oluşan gruplara tekabül ediyorlardı, fc ve kuzey bölgelerde ise, tam tersine,
lirlenmişti. Kamu barışına tehlike oluşturan bazı suçlara Uiş-kin yargılama yetkisinin kontluk mahkemelerine ait olması konusunda gösterilen çabalara rağmen, bu durum ancak alt mahkemenin eyleme geçmede yetersiz kaldığı davalarda söz konusu olmuş gibi görünmektedir. Bundan da anlaşılacağı üzere, üstdüzey ve altdüzey mahkeme ayrımı, İngiliz sistemine her zaman yabancı olmuştur.
Kıtada olduğu gibi İngiltere’de de kamusal yargılama şeflerin yargılamasının rekabeüyle karşılaştı. Çok erken tarihlerde, senyörün evinde toplanan duruşmalardan yani şefin “/W/’ünden söz edildiğini duyarız. Daha sonra krallar bu fiilî durumu yasallaştırdılar. X. yüzy^ıldan itibaren, sake and söke olarak adlandırılan yargüama izni dağıttıkları görülmektedir (Almanca bir ad olan Sacbe'yc tekabül eden sake, “dava” ya da “eylem” anlamma gelmektedir; Almanca suchen fiiliyle karşı-laşonlabilecek olan söke ise, yargıcın “araştırma” yapması yani kararlarma daymnak bulması demektir). Bu şekilde bahşedilen ve kimi zaman verilen bir toprağa, kimi zaman da bir insan gmbuna uygulanan yetkiler, Anglosakson yüzlüğün çok kapsamlı olduğunu bildiğimiz yetkileriyle aşağı yoıkarı aym nitelikteydiler: Bu da onlara başlangıçtan beri ilke olarak bir Ka-rolenj dokunulmazınkinden çok daha geniş bir eylem alanı sundu, öyle ki, dokunulmazlar ancak X. yüzyılda yaklaşık olarak eşit hakları ellerine geçirmeyi başardılar. Bu haklann toplumsal bağlar üzerindeki etkisi öyle büyük oldu ki, özgür ta-sarmf hakkı sahibi bile, efendinin mahkemesine bağb olmaktan dolayı “yargılanabilir adam” anlamına gelen olağan soke-natt adını aldı. Hatta bazen, bazı kiliseler ya da bazı yerel yü-neticiler de, sürekli bağış adı altında, yüzlük mahkemesi toplama hakkım elde ettiler; ve gerçeği söylemek gerekirse, çok az sayıda olmakla birlikte, bazı manastırlara, geleneksel olarak krala ait olan tüm ağır suçları yargılama yetkisinin tamndığı noktaya kadar gidildi.
Ancak, ne kadar önemli olursa olsun, bu ödiini hukukunun eskiden kalan kurul olarak yargılama U5u|,jj,S bir zaman tam anlamıyla ortadan kaldıramadı. kemesi, bir baronun elinde bulunduğu yerlerde bile, hn bir temsilcisinin başkanlığım yaptığı zamanlaıdj^,^ toplanmaya devam etü. Konduk mahkemelerine ge^ ^ şemaym göre görev yapmaları hiçbir zaman kesintiye dı. Kuşkusuz, bu mahkemenin kararlanna boyam eğuji çok üst düzeyde yer alan büyâık adamlarm ve senyödûlj^ kemesinin kendi yargı yetkisi içine sokmuş olduğu köylüf^ hatta özgür köylülerin, bu kurulların önüne çıkmalan likle sona ermişd. Öte yandan, köylerdeki fakir hali olarak, bu kurullarda köyün papazı, senyörlük görevim ^ dört adam tarafından temsil edilmek zomniuydu. Bumi. şm, güç ve özgürlük açısmdan orta düzeyde bulunan iei-bu mahkemelere çıkma zorunluluğunu sürdürüyordu, jf. yörlük mahkemeleri ve Norman işgalinden beri krallışBE derek genişleyen yargı yetkisi arasında bunalan bu eski la;. kemelerin yargılama rolleri, giderek yok sayılacak bdırau dı. Yine de, mudak anlamda gözardı edilebilir konumtbi ğülerdi. Özellikle de İngiltere’de (asıl olarak kontluğun e. daha sımrlı olmakla birlikte yüzlüklerin de sınırlan igıe ulusun gerçekten cardı unsurları toprağa bağb grubun öıfei belirlemek üzere toplanma, bu grup adına her türlü sotuştt mayı yamdama,tesettür hatta gerekli durumlarda suçların soıuııi> luğunu birlikte üstlenerek ortak savunma yapma alışkanlü rım koruyorlardı; bu durum, hep bitlikte toplanmak üzere tt rılmış kontluk mahkemeleri üyelerinin ileride Avam Kaniim sı adım alacak kurumun dk çekirdeğini oluşturdukla kadar böyle devam etti. Elbette, İngiliz parlamenter as& nin beşiği “Germanya ormanları” değildi. İçinden çıknuş' duğu feodal çevrenin derin izlerini taşıyordu. Bununla te, İngiltere’yi kıtadaki devletlerin sistemlerinden açıkça?'
farklı bir yere koyan kendine özgü renginin ve daha genel olarak Ortaçağ’dan beri İngiliz siyaset yapısına özgü iktidardaki refah sahibi strufların işbirliği yapabilmelerinin kökeninin, barbarlar zamanındaki eski bir uygulamaya uygun olarak, özgür adamlardan oluşan meclisler sisteminin ada toprağına çok sağlam biçimde kök salmış olmasında yattığı nasU kabul edilmez?
Alman yargı sisteminin evriminde ise,tesettür yerel ya da bölgesel örf kurallarındaki sayısız çeşitliliğin üstünde yer alan iki bujıik olgu etkili oldu. Öncelikle, “fiefler hukuku” “toprak hukuku’ndan farklı olmayı sürdürdüğünden, vasallik mahkemeleri eski mahkemelerle yan yana gelişti ve onları kendi kapsamına almadı. İkinci olarak, daha kademeli bir toplumsal hiverarşinin varbğı ve özellikle de, özgürlükten yararlanmanm kamu gücüne doğrudan bağımlı olmak anlamına geldiği düşüncesinin çok uzun süre geçerliliğini koruması, eski konduk ve yüzlük mahkemelerinin (kendi aralarındaki yetki sınırlaması son derece kötü yapılmıştı) çok daha geniş bir alanda etkili olmalarını sağladı. Özellikle, çok sayıda a/ku bulunan ve sen-yörleşmenin tamamlanmamış olduğu Souabe Alpleri’nde ve Saksonya’daki durum buydu. Bununla birlikte, genel bir kural olarak, jüri üyelerinden ya da ‘VcAmV’lerden belli bir toprak zenginliğine sahip olmaları bekleniyordu. Hatta bazen, o dönemdeki hemen hemen evrensel eğilime göre, bunlann görevlerinin kalıtsal kabul edildiği görülmektedir. Bundan dolayı da, özgür insanı özgür insanlardan oluşan mahkemede yargılanmak zomnda bırakan eski ilkeye duyulan saygı, sonuçta, genellikle başka yerlerdekinden daha oligarşik mahkemelerin ortaya çıkmasıyla sonuçlandı.
Fransa (elbette Kuzey İtalya’yla birlikte) yargımn tam anlamıyla senyörleşriği bir ülkeydi. Burada, özellikle de kuzeye doğru, kuşkusuz, Karolenj sistemin derin izleri bulunuyordu. Fakat
hızlı bir biçimde ve tam olarak ortadan kayboldular Yj|''
{châkllenie) adını alması çok tipikür; sanki kolektif gılama hakkının kaynağı olarak, artık yalnızca fiili hem nedeni hem simgesi olan şato sahipliğini tanıyorJı, | yine de, eski kontluk mahkemelerinden geriye hiçbir madiği anlamına gelmiyordu. Flandre, Normandiya, gibi büyhik toprak hükümdarlıklarında, hükümdar bazen öljj, cezası gerektiren suçları yargılama yetkisini kendi tekel^ tutmayı başarabilmişti. Gördüğümüz gibi, sıklıkla kont(ij. topraklan üzerinde yargılama yetkisine sahiptir; hiyerarşinin içine tam olarak katılmamış kiliselerin tatailj duldan davalarda karar almaktadır; ve imtiyaz ve yetki psj durumları hariç, üke olarak, pazarlara ve kamu yollarım kin davalara bakma yetkisini elinde tutmaktadır. Daha o j mandan, burada, yargı yetkilerinin bölünmesine karşı tot aşamasmda güçlü bir panzehir bulunuyordu.
Tek panzehir bu değildi. Tüm Avrupa’da, yargının Ü lünmesini sınırlamak ya da önlemek için iki büyük güç d gösteriyordu; Her ikisi de uzun süre pek etkili olamaıfc ama parlak bir gelecek onları bekliyordu.
